Skip to main content

Umutlar Kayseri maçına kaldı-Gila Benmayor-Hürriyet

KÜRESEL Siyasal Eğilimler Merkezi, Kültür Üniversitesi bünyesindeki yeni bir düşünce kuruluşu. İngilizce’den kısaltılmış olarak GPoT diye anılıyor. Dün sabah GPoT’da Ermenistan’dan bir misafir vardı.

Erivan Basın Kulübü Başkanı Boris Navasardyan.

1998 yılından beri çeşitli vesilelerle Türkiye’ye gelen Navasardyan ile birlikte Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin arka planında kısa bir ufuk turuna çıktık.

Navasardyan’a bakarsanız ilişkilerin normalleşmesi için ele geçirilmiş olan tarihi fırsat 16 Nisan günü kaçmış.

Yani Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü toplantısı nedeniyle Erivan’ı ziyaret ettiği gün.

Babacan’ın Erivan ziyaretinden beklenen olumlu işaretler gelmeyince sınır kapısının açılması yine başka bir bahara kaldı.

Peki bundan sonra Türkiye-Ermenistan ilişkileri tekrar ne zaman ısınabilir?

Navasardyan bu konuda kararsız.

"Belki önümüzdeki ekim ayında Kayseri’de oynanması planlanan futbol maçı yeni bir ortam hazırlar" diyor.

Umutlar Kayseri’ye kalmış gibi.

Tabii maç bu şehirde oynanırsa.

Zira son gelen haberlere göre Kayserililer ikiye bölünmüş durumda.

Bazı çevreler maçın burada oynanmasına hayli tepkili.

100 KİŞİDEN 5’İ OLUMSUZ

Navasardyan’a göre bu arada Erivan’da ilişkilerin normalleşmesine ilişkin heyecan biraz sönmüş durumda.

Nedeni önümüzdeki 21 Mayıs günü Erivan’da yapılacak belediye seçimleri.

Meğer Ermenistan’da da yerel seçimler bizdeki gibi genel seçim havasında geçiyormuş.

Hatta muhalefet bu seçimlere "Başkanlık seçimlerinin 2. turu" gözüyle bakıyormuş.

Navasardyan, şöyle bir tespitte bulunuyor:

"Eğer Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde bir düzelme olsaydı bu Ermeni-Azeri sorunun çözümüne de katkıda bulunurdu. Böyle bir yakınlaşma model olurdu."

Dediğine göre, Ermenistan’da Türkiye’ye yakınlaşmaya bakanların sayısı giderek artıyor.

"Konuştuğum 100 kişiden sadece 5’i olumsuz bakıyor" diyor.

Oysa geçenlerde gazetelerde okuduğumuz bir kamuoyu anketinde Ermenilerin yüzde 61’inin yakınlaşmaya karşı olduğu iddia ediliyordu.

Navasardyan’a göre, anketi yaptıran şirket de yakınlaşma karşıtı.

Bu yüzden araştırmayı manipüle etmiş.

Görüldüğü gibi, Türkiye ile Ermenistan arasında ilişkilerin normalleşmesi öyle kolay değil.

Bugünden yarına "peynir diplomasisi" ya da "futbol diplomasisiyle" olacak şey değil.

Her iki tarafta da direnen kesimler var.

TÜRKİYE NE KAZANACAK?

Ancak Navasardyan’ın söylediklerinden benim özetle çıkardığım şu:

Yakınlaşma sürecinde, daha güçlü, diplomaside köklü geleneğe sahip, dünyaya çok daha açık, dünyayı daha iyi tanıyan Türkiye’ye daha büyük rol düşüyor.

Peki Türkiye’nin ilişkilerin normalleşmesinden çıkarı ne?

Bu soru da soruluyor Navasardyan’a.

Zira sınırın açılması öncelikle Ermenistan’ın ekonomisini olumlu etkileyecek.

Nüfusunun bir bölümünü ekonomik sıkıntı nedeniyle kaybetmiş olan ülke nefes alacak.

Peki ya Türkiye?

Navasardyan bu soruya cevap olarak "İlişkilerin normalleşmesi Türkiye’nin uluslararası imajına katkı yapacak. Soykırım baskılarının hafiflemesine yol açabilecek" diyor.

"Türkiye’nın sınır kentlerinde ekonomik canlanma yaşayacak" diye ilave ediyor.

Bakalım beş ay sonraki maç normalleşme umutlarını filizlendirecek mi?

Yoksa bir mucizeyle beş aya kalmadan yeniden bir hareketlenme olacak mı?