Sitede Rehberde   

 e-bülten üyeligi e-bülten rss ekle
Akademik Merk. Birimler
Dış Politika Platformu
Anlık RSS Bilgilendirmesi İçin Tıklayınız.Düzenli bilgilendirme E-Postaları almak için listemize kaydolabilirsiniz.

Dış Politika Platformu Ana Sayfası / PANEL PRESENTATIONS / "Türkiye-AB İlişkileri" Toplantısı

Haber ve Etkinlikler



Duyurular
"Türk-Amerikan İlişkiler ve İran” yuvarlak masa toplantısı
Tanıtım Toplantısı
SKYTURK TV canlı yayın
Boğaziçi Üniversitesi Tarih Grubu
"Türkiye-AB İlişkileri" Toplantısı


Sabancı Üniversitesi Politikalar Merkezi’nin Daveti Üzerine ‘Türkiye-AB İlişkileri’ Konulu Yuvarlak Masa Toplantısıyla İlgili Bilgi Notu

14/10/2010

Sabancı Üniversitesi Politikalar Merkezi (IPC)’nin, AB Komisyonu’nun Türkiye masasındaki 2.Görevlisi Makridis’in inceleme gezisi vesilesi ile tertiplediği kısıtlı katılımlı yuvarlak masa toplantısına katıldım. Toplantıda bulunanlardan bir bölümü şu kişilerden oluşuyordu: Prof. Dr. Üstün Ergüder (Eski Boğaziçi Üniversitesi Rektörü ve IPS Başkanı), Prof. Dr. Ahmet Evin (Sabancı Üniversitesi (SÜ) Öğr. Üyesi), Prof. Dr. Korel Göymen ( Toplantının ev sahibi ve S.Ü. Öğr. Üyesi), Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu (Eski Işık Üniversitesi Rektörü), Triandafillides (Kadir Has Üniversitesi Öğr. Gör., KEİT Düşünce Kuruluşu UKEM’in Atina’daki Eski Merkez Başkanı ve ICBSS adlı derginin Genel Yayın Yönetmeni), Joost Lagendeik ( Eski Avrupa Parlamentosu Üyesi ve Türkiye Raportörü ve şu sırada S.Ü. Öğr. Gör.) ve Bilgi, Bahçehir,  Sabancı, Koç Üniversitelerinden Öğr. Görevlileri.
Anılan toplantıda AB Uzmanı Makridis, Türkiye-AB İlerleme Raporu hazırlıkları çerçevesinde bu ziyareti gerçekleştirdiğini, hem Ankara’daki resmi kurumlardan, hem de bu toplantıda olduğu gibi STK’lar ve üniversitelerden görüş ve bilgi derlediğini bildirerek, katılımcıların görüşlerini istemiş ve soracakları soruları mümkünse cevaplandırabileceğini belirtmiştir. Bundan sonra çeşitli soru yöneltenler arasında kendi görüş ve sorularımı aşağıdaki şekilde sundum ve bazılarına tatminkar olmasa da cevaplar aldım. Toplantının kendi görüşlerimi kapsayan bölümünü aşağıda özetle sunuyorum:
- Türk toplumunda, diğer konuşmacıların belirttiği gibi AB konusunda ‘ucu açıklık’ tan dolayı bıkkınlık ve yorgunluk olduğu gerçeğini Avrupalı dostlarımız farkediyorlar mı? Gerek Eurobarometre, gerek German Marshall Fund,  gerekse diğer kamu araştırma kurumları, Türk halkının AB’ye olan ilgisini %50’nin altında, %42’lerde göstermektedir. Bu durum tünelin ucundaki ışığın görülmemesinden kaynaklanmaktadır.
- 27 ülke ile Türkiye arasında yüzlerce iletişim kanalı mevcuttur. Ama ‘Second-track Diplomacy’ diyeceğimiz alanı iyi tanımlamak mümkün olamamaktadır. Karşılıklı ziyaretleri ve değişim programlarını vize engeli baltalamaktadır. Bu da iki tarafın birbirini iyi tanıyamamasının ve ön yargılar ve stereotiplerle davranmasının yolunu açmaktadır. Yanlış anlamalara dayalı bu tür bir iletişim ilişkileri zehirlemektedir.
- AB ile Türkiye arasında temel sorun şu anda kimlik ve kültür sorunu gibi görünmektedir. Kanaatimce diğer sorunlar hep çözülebilir niteliktedir. Örneğin, Kıbrıs sorunu, Ermeni sorunu gibi konuları şahsen yapay sorunlar olarak görüyorum. Asıl sorun ‘Avrupa değerleri’ denilen bütünün AB toplumları tarafından Türkiye’ye bir türlü yakıştırılamamasından kaynaklanmaktadır. Yani Türkiye B tipi bir demokrasi muamelesi görmekte ve bu değerlere sahip olmadığı düşünülmektedir. Bu görünmez bir engel teşkil etmektedir.
- Kaçınılmaz olarak yukarıdaki konu şununla sorgulanmalıdır: O zaman ‘Unity in diversity’ gibi bir prensibin sahibi olduğunu iddia eden AB, Türkiye’yi bu çeşitliliğin neresine oturtmak istemektedir? Daha doğrusu bu Avrupa çeşitliliğinin içinde görülmek istenmiyorsa, Avrupalılar için çeşitliliğin sınırı nedir?
- Bir başka nokta AB’nin hala klasik düşünceyle Türkiye’nin Batı bağımlısı ve tek boyutlu politika izleyen uslu çocuk rolünü değiştirdiğini ve çok boyutlu bir dış politika izlemeye başladığını anlayamamasıdır. Bu politika bağımsız olup, Türkiye’nin jeopolitik gerçeklerine uyumludur. AB isterse bu politikadan yarar sağlayabilir, bunu düşünemezse zarar görür.
- Belki de önemli bir başka konu, AB’nin Türkiye’nin İktidar Partisi ile olan ilişkisidir. Kaba bir tasnifle Türkiye’nin %50’nin İktidar Partisi’ni desteklediğini kabul edersek, AB’nin diğer %50’ye hiç saygı göstermediğini görürüz. Halbuki geleneksel olarak Avrupa değerlerini benimsemiş olan şimdiki muhalefet gruplarıdır. Bunları yok farzederek yapılan yorumlar ve siyasi kararlar doğru olmadığı gibi, toplum bazında Türk insanının AB’ye bakışını olumsuz etkilemektedir. Kaldı ki iktidarı destekleyen %50’nin de tamamı AB yanlısı değildir. Hatta ciddi bir kamuoyu yoklamasında ana muhalefet partisinin, değerler sistemi itibariyle, iktidardan daha fazla AB yanlısı olduğu görülecektir. Bunu AB yetkililerin görmemesi çok şaşırtıcıdır.
-   AB yetkilileri Türkiye’deki referandum sonuçlarını ‘tam bir demokrasi örneği’ ve ‘doğru yolda atılmış bir adım’ şeklinde göstermişlerdir. Halbuki birbirinden farklı 26 soru şeklinde kamuoyuna sunulması gereken bu referandumun iyi ve kötüleriyle halk tarafından paket olarak onaylanması zorlanmıştır. Bunların hangisine itiraz edeceği,  hangilerini kabul edeceği sorulmamıştır. AB, ‘bu nasıl bir demokrasidir?’ diye sorma ihtiyacı duymamıştır.
- Sonuç olarak, kanaatimce AB, Türkiye üzerinde demokratik dönüşüm için baskı kurmak istiyorsa ve bunu Türkiye’yi üye olarak almak için stratejik bir hedef olarak değerlendiriyorsa, baskıyı Kıbrıs, Ermeni sorunu, göç sorunları gibi doğrudan ilgili olmayan, yapay ve kolaylıkla çözülebilmesi gereken sorunlar üzerinde baskı kurmak yerine, Avrupa değerlerinin hangilerinde Türkiye’nin kusuru olduğunu doğru saptayarak o alanda baskı yapması gerekir. Bunlar da tipik olarak insan hakları, Türkiye’nin sicilinin çok kötü olduğu kadın sorunları ve hukuk devleti gibi konulardır. Bir ülkenin uygarlık derecesinin kadına nasıl davrandığı ile ilişkisiyle doğru orantılıdır. Türkiye’nin uluslararası istatisliklerde kadın hakları bakımından 200 ülke arasında sonlarda yer alması AB tarafından sorgulanmalıdır.

Saygılarımla arzederim.
Murat Bilhan